Toplumsal geçiş dönemleri, insanları büyük ölçüde etkiliyor.Toplumsal katmanlar ve yaş gruplar arasıdaki davranış farklılıkları giderek çoğalıyor.Toplumun acımasızlığı karşısında bireyin yalnızlığı ve yabancılaşması giderek artıyor.Türk toplumunun aile yapısı ve geleneksel özellikleri bile gün geçtikçe erozyona uğruyor.Toplumsal dayanışma yerini bireyin yalnılığının ve çaresizliğinin derinleşmesine bırakıyor.

Göçler, ailenin parçalanması ve tek ebeveynle sosyal desteklerden yoksun kalarak yaşamak ,işsizlik ve buna bağlı olarak yaşanan ekonomik sorunlar, ailenin ya da çocuğun bağlı olduğu yer ve kişilerden ayrılması, sosyal ilişkilerin kesintiye ve değişime uğraması gibi sosyal ve kişisel nedenler de bireyi ve dolayısıyla toplumu tehdit ediyor.

Kendine gerçekçi olmayan standartlar ve hedefler koyma, başarısız olduğunda aldığı eleştiriye katlanamama , problem çözme becerilerinin yetersizliği, stres ve umutsuzluk duyguları gibi nedenler eğitim sistemlerini sorgulamayı gerektiriyor.

Psikoloji Fakültesinde yapılan bir deney de, fakültenin bodrum katına hapishane görünümü veriliyor.Deneye dokuz hükümlü ve dokuz gardiyan rolü ile başlanılıyor. Kısa bir süre içinde gardiyan ve hükümlüler rollerini gerçekten benimsiyor ve bunun oyun olduğu gerçeğinden uzaklaşıyorlar.Gardiyan rolündekiler, giderek katılaşıyor .Önce isyankar tavırlar sergileyen tutuklular daha sonra son derece uysal hale geliyorlar.Deneyi izleyen araştırmacılar bile bu sıfatlarını unutup gardiyan gibi davranmaya başlıyorlar.Tutukluların sergilediği endişeli davranışları hapisten kurtulmak için uydurduklarını söylüyorlar.Ayrıca bir firar söylentisi üzerine gardiyanlara bu konuda yardımcı olmak için çalışıyorlar.

Bu deney de gösteriyor ki ,insanlar çok kısa sürede içinde bulundukları duruma uyum sağlayabiliyor. Bazen bu durum abartılıymış gibi gözükse de.
İçinde bulunduğumuz meslek grubunda da durum farklı değil ,  kısa zamanda  memur zihniyeti bizi esir alıyor.  Belli bir kısır döngünün parçası haline geliyoruz. İçinde bulunduğumuz dönemde haklı olmamıza rağmen  meslektaşlarımızın duyarsızlığı  kendi sağlıklarını bile önemsemeyen teslimiyetçi     ve  edilgen tavırlar  buna örnek verilebilir.
Kaldı ki gibi dinamik ve genç insanların çoğunlukta olduğu bir meslek grubuna sahibiz.
Kendisinden kopan ve yabancılaşan birey, yönetim mekanizmasına ve kurallarına, ancak temsilcileri aracılığıyla etki edebiliyor; ne kadar etkili olabilirse.Yani demokratik bir toplumda olması gereken sivil toplum kuruluşlları ya da  meslek örgütlerine o meslek grubunun bireyleri  ne kadar ilgi gösterirse o kadar etkili olunabilir.

Hızla değişen toplum nitelikleri geleneksel toplumun kültürel değerlerini de değiştiriyor elbet... Geleneksel kültüre özgü yardımlaşma geleneklerimiz yerini, modern toplumun yeni, örgütlü dayanışma biçimlerine ve kurumlarına bırakmaktadır. Biraz sancılı da olsa, geleneksel alışkanlıklarımızla modern çağın gereklerini uzlaştırmaya çalışırken gelenekten alınacak dersler olmalı.Umutsuzluğu resmi toplum psikolojisi olarak benimsemek yerine nereler de yanlış yaptığımızı oturup düşünmemiz gerekiyor.Hiç zaman kaybetmeden....

Aladdin KÜLCÜOĞLU
Pablo Software Solutions
Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği
Radyoloji Teknisyenlerinin Başlangıç Noktası

TÜMRAD-DER © Webmaster: info@tumrad.net
Web Sitemize HOŞGELDİNİZ.
TÜMRAD-DER
Tel: 0 544 788 04 96 - 0 505 935 98 21 - Fax: 0262 331 86 54
Yazışma Adresi:P.K. 36  41001 / KOCAELİ
Aladdin  KÜLCÜOĞLU
Tümrad-Der Yönetim Kurulu Üyesi
YAZARIN DİĞER YAZILARI
akulcuoglu@mynet.com
TOPLUM VE BİREY

Günlük hayatın koşturmacasında, yanıbaşından geçerken yüzüne bile bakmadığımız, tanımadığımız yüzlerce insanla karşılaşıyoruz. "Dünya birbirinden kopuk bireylerin bir toplamı değildir; tüm bireyler bir şekilde birbirleriyle bağlantılıdır." Diyor Aristoteles.Çoğumuz; bunun farkında bile olmadan yaşayıp gidiyoruz. Çevremizde olup bitenlere kayıtsız kalarak.

Her gün ; haberlerde, yeni bir kap-kaç olayıyla karşılaşıyoruz.İnsanlarda şiddete yönelik davranışlar artma eğiliminde.
Boşanmalar, intiharlar, cinnet vakaları artıyor. Sıklıkla cinsiyet, düşük sosyo ekonomik düzey, göç, anne-baba geçimsizliği, uyumsuzluk, saldırganlık, şiddete eğilim ve düşünce bozuklukları gibi nedenlerle sosyal ve psikolojik travmalar yaşanıyor.

Bir çok ülkede toplum derin bir keyifsizlik duygusuna sahip . Bu durum her düzeyden insan gruplarını etkiliyor. İşsizliğin beslediği güvensizlik duygusu, eskiden kendini göreceli olarak güvende hisseden beyaz yakalılara da yayılıyor -doktorlar, öğretmenler, hemşireler, memurlar, fabrika yöneticileri- , hiç kimse güvencede değil.
Ve  belirsizliğin beslediği güvensizlik ortamını iktidarlar istedikleri gibi çalışanların aleyhine kullanıyor, sözleşmeli, 4-b li ,4924 lü, şirket elemanı, vekil sağlık personeli  vs. gün geçtikçe farklı     yönetmeliklerle yöneytilen iş güvencesi olmayayn  ve aynı işi yapan gruplar oluşturuluyor.
ÖZGÜVEN EKSİKLİĞİ