Pablo Software Solutions
Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği
Radyoloji Teknisyenlerinin Başlangıç Noktası

Web Sitemize HOŞGELDİNİZ.
TÜMRAD-DER
Double click to edit
Radyoloji çalışanlarının mesai saatlerinin artırılmasına yönelik hazırlanan Tam Gün Yasa Taslağı’nın 8.maddesine yönelik görüşlerimizi TBMM Sağlık Komisyonu Başkanlığı’na ilettik.
    
TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı ve Trabzon Milletvekili Prof.Dr Cevdet ERDÖL ile yapılan görüşmede TÜMRAD-DER Ankara Temsilcimiz Gazi ŞAŞKIN, Sayın Erdöl’e radyasyon güvenliği, özlük hakları ve çalışma saatleri ilgili görüşlerimizi ve beklentilerimizi sundu. Sayın Erdöl de konunun hassasiyetinin farkında olduklarını radyasyon güvenliği ve ölçümleri konusunda da AB standartlarına uygun bir yapılandırmanın oluşturulmaya çalışıldığını ifade etti.

Ankara Temsilcimiz Gazi ŞAŞKIN ve SAĞLIK SEN Temsilcileri,  Sayın Cevdet ERDÖL’e ülkemizde yaşanmakta olan sıkıntıları ayrıntıları ile anlatan bir araştırma dosyası da sundu. Dozimetrilerin güvenilirliği, radyasyon çalışanlarının limit değerlerin %50 si kadar radyasyona maruz kalmaları durumunda bile karşılaşacakları kanser risk oranları, ünitelerin planlanmasında yapılan hatalar, ABD de röntgen teknisyenlerinde hangi kanser türlerinin artış gösterdiğine yönelik yapılmış araştırma sonuçlarını ve beş yıllık ortalamada limit değerlerin ABD de ¼ e indirilerek 5 mSv olarak güncellenmekte olduğuna dair bilgi ve belgeleri içeren dosya da incelenmesi umut edilerek Sayın Erdöl’e arz edildi.

  
Dosyayı inceledikten sonra incelenmek üzere Sağlık Bakanlığı’na da göndereceğini ifade eden Sayın Erdöl  “Radyasyonla çalışanların kullanması gereken birçok haktan hiç radyasyona maruz kalmayanlar da yararlanmaktaydı. Bu adaletsizlikti. Kardiyoloji, ortopedi ve diğer uzmanlık çalışanı doktorlar birçok radyoloji uzmanından daha çok radyasyona maruz kaldığı halde onlar tam gün çalışıyordu ama radyologlar beş saat. Yine biliyoruz ki personel planlanmasında yapılan hatalar nedeniyle bazı röntgen teknisyenleri de ultrason ve diğer birimlerde sekreterlik yapıyor ama radyasyona maruz kalıyormuş gibi tüm haklardan yararlanıyordu. Bu da bir adaletsizlikti. Bunlardan dolayı biz çalışma esaslarının AB uygulamalarında olduğu gibi radyasyona maruziyete göre planlanmasını gerektiğini düşünüyoruz” dedi.
    
Konunun hayati öneme sahip olduğunu bilen derneğimiz TÜMRAD-DER konuyla ilgili bilim adamlarıyla da görüşmeler yapmaya devam ediyor.. Bu amaçla Ankara Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr Doğan BOR ile de görüşen Ankara Temsilciliğiz radyasyon fiziğine yönelik merak edilen konuları Sayın  Bor’a ileterek radyasyon çalışanlarının bu konuda bilgilendirilmesinin önemini dile getirmişlerdir.

   
Sayın Bor, çalışanların bilgilendirilmesinin hem çalışan hem de toplum sağlığı açısından önemli olduğunu bu konuda da uzun zamandır çalıştıklarını doktorlara ve teknisyenlere çeşitli dönemlerde medikal radyasyon fiziği ve uygulamaları konusunda eğitim verdiklerini ifade etmiştir.
   
Radyasyonla çalışan personelin çalışma saatlerinin artırılmasına ilişkin soruları ise Sayın Bor “ Çalışanları koruyan çalışma saatlerinin kısalığı değil maksimum radyasyon güvenliğidir. Güvenlik maksimum düzeydeyse endişe edecek bir şey de yoktur.”şeklinde cevaplandırmıştır.
   
Sayın Erdöl ile Sayın Bor’a gösterdikleri ilgiden dolayı teşekkür ediyoruz.



RADYASYON  Çalışanlarının Çalışma Saatlerinin Artırılmasına Yönelik Prof. Dr. CEVDET ERDÖL'e İletilen GÖRÜŞLERİMİZ.
    
Bilindiği gibi derneğimiz radyasyon çalışanlarının çalışma saatlerinin mevcut çalışma koşullarında hiçbir iyileştirme yapılmadan artırılmasını doğru bulmamaktadır. Radyoloji'de mevcut durumda güvenlik önlemlerine ilişkin  sıkıntılar yaşanırken geçmiş yıllarda radyasyon maruziyeti yüksek personelin korunmasını da esas almakta haftalık 37,5 saate geçişin ise AB standartlarında zırhlama, iş yükü ve hassas ölçüm teknikleri sağlandıktan sonra birkaç yıllık bir sürede kademeli olarak gerçekleşmesinin hukuki ve vicdani bir sorumluluk olduğuna inanmaktadır.
 
Radyasyon güvenliği ülkemizde yeni yeni dile getirilmeye başlanmıştır. Sağlık Bakanımız Sayın Recep AKDAĞ gecen yıl TBMM de yaptığı konuşmada röntgen ünitelerinin çok büyük bir bölümünün kendilerinin göreve gelmesiyle lisanslanmaya başlandığını ifade ederek önceki hükümetler döneminde bu konudaki ihmalin boyutunu gözler önüne sermişti. Bunun anlamı şuydu, radyoloji çalışanları beş altı yıl öncesine kadar radyasyon güvenliği tartışmalı resmi olarak da radyasyon güvenliği yok kabul edilebilecek ünitelerde çalışmıştır. Durum bu nitelikteyken çalışanların maruz kalmış oldukları doz seviyesi ne kadar kabul edilmelidir? Olan olmuş biz sizlerin maruz kalmış olduğu dozları limit dahilinde dozlar olarak kabul edeceğiz denilebilir mi? Düşük ya da yüksek bunu ispat artık mümkün olmadığına göre ama bu korkunç ihmalin varlığı da bilindiğine göre maruz kalınan dozların limit üzeri dozlar olarak kabul edilmesi gerektiğini düşünmekteyiz.

  
Halk arasında ayna olarak tanımlanan sistemler ile ÖMD ve kolan tetkiklerinde kullanılan skopi sistemleri tüm dünyada 1970 li yıllarda kullanımdan kaldırılmışken biz de 1990 lı yıllara kadar kullanılmış ve çalışanlar yine yüksek dozlara maruz kalmıştır.

  
Radyasyon hesaplamalarında sadece bugün ve yarın alınacak dozlar değil geçmişte alınan dozlar da hesaplamalara dahil edilir. Geçmişte maruz kalınan dozlar yok kabul edilemez. O doz vardır o doz kişide yüklenmiş etkiyi oluşturmuştur. Bu nedenle geçmiş maruziyetleri yüksek olan çalışanları fazladan 1 mSv lik doz bile ölüm sürecine sürükleyebilir bu süreci hızlandırabilir.

  
Bilimsel ciddiyetten uzak planlanmış ünitelerde her bir tetkik için 1-10 uSv doza maruz kalan personelin, etkilenme derecesi 50 uSv dozdan başlayan ölçüm aletleri ile maruz kaldığı radyasyonun hesaplanmaya çalışıldığı dönemleri yaşadık büyük olasılıkla da hala yaşamaktayız.

  
Çalışma süresinin kısa tutulması ve doz limitleri birbirinden bağımsız değildir. Çalışma süresinin kısa tutulması da radyasyon güvenliğinde kabul edilen koruyucu önlemlerdir. Maksimum güvenlik ve ileri düzey ölçüm sistemleri tesis edilemiyorsa, iş yükü de ülke ihtiyaçları gereği azaltılamıyorsa maruziyet süresini yani çalışma süresini kısa tutmak devletin çalışana karşı görevidir. AB ve ABD de iş riski ve zorluğu bulunan hiçbir çalışan aralıksız sekiz saat o işi yapmaya zorlanmaz. İş yerinde geçireceği süre sekiz saat olsa da işinin başında geçireceği süre asla sekiz saat değildir. Radyoloji çalışanlarının beş saat çalışmasında bir tuhaflık bir yoktur. Radyoloji çalışanlarının ihtiyaç molaları çıktığında aktif olarak çalışma süresi 4,5 saat ürettikleri işin değeri de AB ve ABD li meslektaşlarına göre bir haftalık iş değerine eşittir. Onlar yılda 3 -5 bin tetkik yaparken ülkemiz de teknisyenler kişi başı 10-15 bin tetkik yapar.

 
Dünyanın hangi ülkesinde beş saat aralıksız radyasyona maruz kalan bir meslek grubu vardır. Radyasyona maruziyette çekim odasında, karanlık odada ya da film hazırlık odasında bulunmak bir fark oluşturmuyor. Ünite içindeki her bölümde radyasyon vardır ve buralar radyasyon sahası kabul edilir. Teknisyenler hem kendilerinin yaptığı tetkiklerden hem de yan odalarda yapılmakta olan yayılan radyasyona maruz kalır. Bunlar da dozimetrilerin fotonların geliş açısına bağımlılığı nedeniyle ölçülemez.

   
Radyasyon ölçümleri neden personelin de görebileceği ve takip edebileceği sistemlerle yapılmıyor. Tüm teknisyenlerin bunu bilmeye hakkı varken bu hakkın yok kabul edilmesi ne kadar adil bir yaklaşımdır. Bir teknisyen bir film çekerken ne kadar radyasyona maruz kalıyor? Bu kadar basit bir bilgi bile devlet sırrı gibi personelden saklanıyor ya da personelin bilmesine gerek duyulmuyor. Bize güvenin deniliyor sadece, radyasyon fiziğine yönelik bir soruya böyle cevap olur mu?

    
Bilindiği gibi yıllık radyasyon çalışanları için radyasyon doz limitleri tek bir  için 50 mSv, beş yılın ortalaması ise 20 mSv olarak kabul edilmiştir. Bu dozlar stokastik riskleri en az da tutmak için maksimum sınır olarak belirlenmiştir ve zararsız bir sınır olarak tanımlanmamıştır. Biz de ise bu değerler alınmasında sakınca olmayan dozlar olarak ele alınmaktadır. Bu nedenle de personelin bu doz sınırlarına kadar çalıştırılabileceği gibi hatalı bir mantık egemen hale gelmiştir. Bu limitlerin güvenli doz aralığı olduğu bize ait bir yorumdur. Gerçek radyasyonun güvenilir bir sınır aralığının olmadığıdır. British Medical Journal (BMJ yayın tarihi 09/07/2005) limit doz sınırları içinde çalışanlarda diğer nüfusa göre kan kanserinin %19,akciğer kanserinin de %9 daha fazla görüldüğünü bildirmiştir.

 
Herkesin eşit olduğu çağdaş hukuk mantığına göre limit dozları ve çalışma süre ve koşullarını nasıl değerlendirmek gerekmektedir.Radyasyon çalışanları için yıllık sınır doz 20 mSv iken diğer insanlar için sınır değer 1 mSv tir. Radyasyon çalışanlarının radyasyona karşı bir adaptasyon mu geçirdiği düşünülmektedir ki onlara 20 mSv bir şey yapmaz denilirken öğretmen, doktor, hemşire, milletvekili, gazeteci ve sayamadığımız diğer insanlar için 1 mSv tehlike olarak kabul ediliyor. Yönetmeliklerimize göre 1 mSv radyasyona maruz kalan kişilerin kayıtları tutulup takiplerinin yapılması emredilir. Radyasyon çalışanlarına ise 20 mSv zararsızdır değerlendirmesi anlaşılması zor bir yaklaşımdır. Adaptasyonla değişen koşullara uyum sağlamak ve riskleri azaltacak beceriler geliştirip biyolojik sürece girmek evrim teorisinin temel görüşüdür. Ya bu kabul edilecek ve savunulacak ya da radyasyonla çalışanlara bu riske karşılık hem riski azaltıcı hem de riski kabul edilebilir kılacak yararlılıklar sunulacaktır. Bu nedenle radyasyon çalışanları ile diğer çalışanlar aynı değerlendirmeye tabi tutulamaz. Radyasyonun neden olabileceği risklere karşılık sunulan yararlılıklar ortadan kaldırılarak radyasyon çalışanları hiç radyasyona maruz kalmayanlarla aynı konumda değerlendirilirse Anayasamızın eşitlik ilkesi gereği radyasyon çalışanları sınır dozlarının 1 mSv te indirilmesini isteme hakkına sahip olacaktır. Böyle olursa da çalışma saatleri günlük bir saatten fazla olamayacaktır. Çalışma saatlerinin artırılması ile hukuki karmaşalarda yaşanmaya başlayacaktır.

   
Radyasyon çalışanlarının çalışma güvenliği tam sağlanmadan ekonomik -sosyal haklarda radyasyon riskinin kabul edilebilirliğini sağlayacak iyileştirmeler yapılmadan çalışma saatlerinin artırılmasını doğru bulmuyoruz.


Gazi ŞAŞKIN
TÜMRAD-DER Ankara Temsilcisi
Sağlık Sen Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi işyeri Temsilcisi