İyonize edici radyasyonun yüksek düzeyleri kısa sürede hastalıklara ve ölümlere neden olurken, röntgen uygulamalarında maruz kalınan dozların zararları yıllar sonra ortaya çıkar.Röntgen uygulamalarına bağlı ortaya çıkan kanser ve genetik hasarların diğer nedenlerle ortaya çıkan sorunlardan ayırt edilemeyişi röntgen ışınlarının ciddiye alınmamasının da temel nedenlerindendir.Ne yazık ki röntgen ışınlarını ciddiye almayan tek ülke de biziz.AB ve ABD röntgen uygulamaları konusunda son derece hassas davranmakta ve toplumun radyasyon maruziyetini en aza indirmek için de gerekli tüm önlemleri almaktadır.
Röntgen çekimlerinin kolay ve sık uygulanabilir oluşu toplumun tamamının radyasyon maruziyetine neden olmaktadır.Röntgen çekimlerinden kaynaklı x-ışınları aynı zamanda en çok maruz kalınan radyasyon türüdür de.Ülkemizde akciğer grafisi bebeklikten itibaren en sık çektirilen röntgen filmidir.Her yıl meme kanseri teşhisi konulan hasta sayısı da 40 bine yaklaşmıştır.Memeler radyasyona karşı en duyarlı organlardandır.Yine meme kanserlerinin gençlerde de görülmeye başlaması düşündürücüdür. 6mGy RADYASYONA BAĞLI MEME KANSERİ RİSKİNİN DOĞAL MEME KANSERİ RİSKİNE ORANI 40-44 YAŞ İÇİN 5.2 / 115 DİR.ÇOCUKLUK VE GENÇLİK ÇAĞINDA BU DOZA MARUZ KALMAK RİSKİ DAHA DA ARTIRIR.
GÖĞÜS BÖLGESİ TOMOGRAFİSİNDE İSE HER BİR MEME DOZU 10-20 mGy DIR.
Toplumun radyasyondan korunmasında ilk adım hekimlerin eğitimi ve vicdanıyla ilgilidir.Teşhisde ve ayırıcı teşhisde yararı olmayan röntgen istemlerinden kaçınmak korumanın ilk adımıdır.Şüphesiz ki hayat kurtarıcı ve hayatın sağlıklı devamı için gerekli olan röntgen uygulamaları doğru ve isabetli kullanım söz konusuysa yararlıdır.Röntgen çekimleri yarar-zarar hesabı yapılarak mutlak gerekliyse uygulanmalıdır.
Ülkemizde genel anlamda insan hakları dar anlamda da hasta hakları en çok röntgen uygulamalarında yaşanmaktadır.Röntgen uygulamalarına bağlı zararların anında ortaya çıkmayışı bu ihlalin farkedilmemesine neden olmaktadır.Bu ihlalin önemli bir nedeni de birkaç değerli bilim insanı dışında ağırlıklı olarak bilim insanlarının ısrarlı suskunluğudur.Bir tarafta sesi duyulmayan bilim insanları ve onların sesini duymayan yöneticiler,diğer tarafta bilim insanlarının suskunluğundan yararlanıp röntgen uygulamalarını aklamaya çalışan ama bu aklama işini bilimsel verilerle yapamayacakları için komik karşılaştırmalarla röntgen uygulamalarını masumlaştıran(!)lar var.
Röntgen uygulamalarını aklamaya çalışanların yöneticileri ve hekimleri yanıltıyor olması hasta hakları ihlalinin temel nedenidir.”Bir batın filminden alınan radyasyon doğadan alınan altı aylık radyasyona eşittir” diyebilen ve de yöneticileri ve hekimleri buna inandırmış olanların bilim insanı kimliği sorgulanmalıdır.Ankara için altı aylık doğal radyasyon 45 miliröntgen civarındayken, batın filminde açığa çıkan en az 3000 miliröntgenlik radyasyon dozunu eşitlemeleri soyut kavramların mucizesidir(!).Dahası röntgen uygulamalarında 3000mR lik radyasyon dozunu “doku ve organ ağırlık faktörleri” kullanılarak 50 ya da 100 mR ne indirenler doğal radyasyona bu işlemi yapmaya pek yanaşmamaktadır.
Röntgen uygulamalarında maruz kalınan radyasyonu doğal radyasyonla karşılaştırıp aklamaya çalışanlar çuvallamıştır.Haddim değil ama mecburiyetten DOZ HIZI YASASINI hatırlatıyorum.Altı aylık 45 mR lik doz hızı ile 0,1 saniyedeki 3000mR doz hızı ve etkisini eşitlemek akıllara ziyan bir beceridir.
Organların soğuracağı ve hastalık yapabilecek doza “etkin doz “ denir.Çok basit tanımıyla etkin doz; organ ağırlık faktörü ile organa gelen dozun çarpımı ile bulunur.Ağırlık faktörü 0,1 olan bir organın etkin dozu 300mR dir.SI değeri ile 3mGy(miligray) olur.
Hekimlerin ve radyoloji teknisyenlerinin radyasyon fiziği ve radyobiyoloji konusunda aydınlatılarak doğru bilgilerle donatılması radyolojide hasta hakları ihlalini önleyecektir.Röntgen uygulamaları döner sermaye puanlamasından çıkarılmalı röntgen ünitelerinin özelleştirilmesine de son verilmelidir.Özel merkezlerin röntgen uygulamaları denetlenmeli özel ve resmi sigorta anlaşmalarına sınır getirilmelidir.Yine küçük özel merkezlerde ucuz işgücü ya da daha az personel maliyeti sağlamak için hemşire,laborant,sekreter ve hatta hizmetliler röntgen çekimlerinde görevlendirilmektedir.Bu ise hasta dozunu artıran yasadışı uygulamalardandır.
Çünkü ülkemizde durum çok vahim boyutlara ulaşmıştır.Karın ağrısı şikayetiyle hastaneye başvuran herkese ayakta ve yatarak batın grafileri ile akciğer grafisi çektirmek rutin hale gelmiştir.Yine sadece başını çarpmış ve hiçbir klinik ve gözlemlenebilir belirtisi olmayan,hastane içinde yürüyerek muayene ve tetkik odalarını dolaşabilen hastalara 1 kafa tomografisi,2 kafa,2 boyun,2 sırt,2 bel,kalça ve akciğer grafisi hastanın çocuk ya da genç olması bile dikkate alınmadan çektirilmektedir.Çekimleri yapan teknisyenlerin de eğitim yetersizliği bu duruma eklenince kazadan kurtulmuş hasta yüksek oranda kanser riski taşıyan bir insan haline getirilmiş olmaktadır.En iyimser hesaplama ile bu durumdaki hasta 15 mGy kadar etkin doza maruz kalmaktadır.BİR TOPLUM TÜM BEDEN DOZU OLARAK 10mGy RADYASYONA MARUZ KALIRSA HER 10000 KİŞİDEN BİRİNİN ÖLECEĞİ BEKLENİR.1mGy DOZDA TÜM KANSER TÜRLERİ İÇİN NOMİNAL RİSK 1/200.000 DİR.
Röntgen uygulamalrında hak ihlallerine maruz kalan sadece hastalar değildir.Radyoloji teknisyenleri de bu karmaşa içinde radyasyona maruz kalmakta kanser ve genetik risklerle iç içe görev yapmaktadır.Ülkemiz de meslek grupları içinde tiroit hastalıklarına en çok yakalananlar röntgen teknisyenleridir.İş zorluğu ve riskleri ısrarla görmemezlikten gelinerek çalışma şartları hergün biraz daha ağırlaştırılmaktadır.Döner sermaye uygulamaları ile hekimlerin adeta kar eden işverenler konumuna getirilmiş olması hekim dışı sağlık personelini de işverene para kazandıranlar konumuna getirmiştir.Dolayısıyla para kazanan daha çok para kazanmak için az personelle daha çok iş istemeye başlamıştır.Radyoloji teknisyenlerinin çalışma koşulları ağırlaştırılırken gerekçeler radyoloji teknisyenlerinin ürettiği işten pay alanların görüşleri dikkate alınarak hazırlanmaktadır.Ne yazık ki bu görüşlerin doğruluğu da sorgulanmamaktadır.İş zorluğu ve riskleri değerlendirmesinde sadece radyasyon dikkate alınmakta birleşik risk ve zorluk değerlendirmesi yapılmamaktadır.Radyasyon risk değerlendirmesi içinse varılan kanaat “teknisyenler radyasyona maruz kalmıyor”olmaktadır.Teknisyenler için ileri sürülen bilim dışı görüşe göre, teknisyenler radyasyon kaynağının başında çalışırken bir yılda doğadan alınan kadar radyasyona maruz kalmaktaymış,hem de bir yılda!

Röntgen teknisyenlerinin bu durumu ile hasta hakları arasında doğrudan bir ilişki vardır.Eğer teknisyen röntgen uygulamalarında kullanılan radyasyonun zararsızlığına inandırılmış olursa o da hastayı korumaya gerek duymayacaktır.Yine işin kalitesi ve hastanın güvenliği önemsenmeyip sadece işin sayısal değeri dikkate alınarak teknisyenin iş yükü artırıldığından hasta için güvenlik önlemi alacak zaman da ortadan kaldırılmış olmaktadır.Buna bir de hastaların bilgisizlikten kaynaklı aceleciliği eklenince hasta ve personel güvenliği tamamen ortadan kalkmaktadır.
Radyolojide hasta güvenliği yöneticilerin,hekimlerin,teknisyenlerin ve halkın doğru bilgilendirilmesi mümkündür.Görev ise bilim insanlarına düşmektedir. Doğru bilgilendirme ile milletimizin geleceği daha sağlıklı kılınacak şifa bulmaya gelenler hastaneden gizli bir derde sahip olmadan gidebilecektir.
ÇÜNKÜ;
Röntgen uygulamaları nedeniyle ortaya çıkan kanser vakalarının bazı ülkelerdeki yüzde değerleri şöyledir.İngiltere'de %0,6, ABD'de %0,09, Almanya'da %1,3 ve Japonya'da %2,9 dur.Ülkemizde bu konuyla ilgili bir araştırma ne yazık ki yoktur!
Çeşitli röntgen uygulamalarında hastaların maruz kalacağı dozlar ve riskler aşağıdadır.
5 yaş ve altı çocuklar için İngiltere’de yapılmış çalışmaya göre Kanser riski;
Akciğer Filmi Etkin Doz 0,01 mGy Risk 1 / 1.000.000
Batın Filmi Etkin Doz 0,12 mGy Risk 1/ 80.000
Kalça Filmi Etkin Doz 0,08 mGy Risk 1 / 120.000
Kaynak: Practical Radiation Protection in Healtcare UK


RÖNTGEN ÇEKİMLERİNDE HASTA HAKLARI VE BİLİNMESİ GEREKENLER

1) Röntgen çektirmesi için hekime ısrarda bulunmayın
2) Eski veya eski olduğunu düşündüğünüz cihazlarla filminizin çekilmesine izin vermeyin.
3) Çekilecek film için size kullanılacak kV,mA ve sec ya da kV ve mAs değerlerini sorun.Bu değerlerin en düşük olduğu merkezlerde röntgen filminizi çektirmeye özen gösterin.
4) Maruz kalacağınız radyasyon miktarını ısrarla öğrenin.
5) Filminizi çekecek kişinin röntgen/radyoloji teknisyeni/teknikeri olup olmadığını öğrenin.Gerekiyorsa kimlik sorun.
6) Röntgen cihazının TAEK tarafından verilmiş lisans belgesi olup olmadığını öğrenin.Belge yoksa röntgen çekimini yaptırmayın.Belgenin röntgen ünitesinde asılı tutulması zorunludur.
7) Çekim için beklerken ünite duvar ve kapılarına yakın durmayın.
8) Röntgen odasında bir başkasına film çekilirken sıraya alınmak istenseniz bile kabul etmeyin.Bazı merkezlerde hastalar röntgen odası içinde sıraya konulmaktadır.Bu filmi çekilen hastalardan saçılan radyasyona da maruz kalmanıza neden olur.
9)Yardıma ihtiyacınız yoksa röntgen odasına yakınınızla girmeyin.Onun da sizden saçılacak radyasyona maruz kalmasına neden olursunuz.Tıbbi zorunluluk varsa refakatçiniz için radyasyon miktarını azaltacak kurşun önlük verilmesini isteyin.
10) Ayarlama için kullanılan görünür ışık yoğun olarak maruz kalacağınız radyasyon sahasını da gösterir.Bunun gerektiği kadar açık olmasını kontrol edin.Alan dışında kalan beden bölgelerinizin kurşun önlükle kapatılmasını isteyin.Örneğinakciğer grafisi çekilirken yüzünüzün dönük olduğu duvarda cihazın aydınlatma ışığını görüyorsanız bu sadece akciğerlerinizin değil tüm bedeninizin radrasyona maruz kalacağını gösterir.Uyarın.
11) Karın ya da kalça filmi çekilirken testislerin alan dışı bırakılıp kurşun plaka ile de kapatılmasını istenmelidir.Kadınlarda ise tıbbi bir neden yoksa yumurtalıklar kurşun plaka ile kapatılmalıdır.
12) Tüm bunlar yasal haklarınız olup çocuklarınız için de hayati öneme sahiptir.



Pablo Software Solutions
Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği
Radyoloji Teknisyenlerinin Başlangıç Noktası

TÜMRAD-DER © 2009
Web Sitemize HOŞGELDİNİZ.
TÜMRAD-DER
Tel: 0 544 788 04 96 - 0 532 292 46 27 - Fax: 0262 331 86 54
Yazışma Adresi:P.K. 36  41001 / KOCAELİ
Gazi ŞAŞKIN
Radyoloji Teknisyeni
Ankara İl Temsilcisi
umutrad@hotmail.com
RADYOLOJİDE HASTA HAKLARI

Bilindiği gibi radyolojide(röntgen) görüntü elde edebilmek için kullanılan enerji iyonize edici radyasyondur.Yine bilindiği gibi iyonize edici radyasyonun “zararsız bir miktarı yoktur”.Her düzey radyasyon mutlak zarar vericidir.
İyonize edici radyasyon maruz kalanda doğrudan kanserleşmelere neden olurken,kişide spontan nedenlerle var olan kanser riskini de artırır.Buna “artırılmış kanser riski “denir.
İyonize edici radyasyon gelecek nesillerin sağlığını da tehdit edici özellikler taşır.Özürlü bebek doğumları,çocukluk çağı kanserleri ve kansere yatkınlık önceki nesillerin radyasyon maruziyetiyle yakından ilgilidir.İyonize edici radyasyon sadece maruz kalanda değil,maruz kalanların sonraki kuşaklarında da sorunlara neden olur.Buna da “GENETİK RİSK” denilmektedir.Radyasyon üreme organlarında gen hasarına neden olarak mutasyonlar oluşturur ve bu mutasyonlar da düzelmez.Genetik riski azaltmak sağlıklı bir nesil için zorunludur.Tek bir batın ya da kalça filminde üreme organları 1-2 mGy radyasyon alır.Güvenlik önlemleri alınmaz ise bu doz 3-5 mGy a kadar çıkabilir.ANNE VE BABADAN SADECE BİRİNİN ÜREME ORGANLARINA ALACAĞI 1 mGy GONAD DOZUNUN GENETİK RİSKİ 250000 DE 1 DİR.
Ülkemizde doğumsal anamolilerden genetik hasara bağlı zihinsel engellilerin oranı %22,ortopedik engellilerin de %16,96 dır. Çocukluk çağı kanserlerinde de artış vardır.Ancak bunların ne kadarının radyasyona bağlı olduğu tespit edilememektedir.